in

Aşkın içinde neler var neler

Aşkın içinde neler var neler 13


Hafta sonu eklerimizin röportajcılarından sevgili Oya Çınar, ilişkide bağlanma ve güven duygusunu artıran oksitosin hormonundan yola çıkıp “Aşk rahatsızlığı mı, rahatı mı sever? Aradığımız şey, aşığın aradığı şey gerçekten emniyet ve güven duygusu mudur? Aşkı besleyen şey hep bir tetikte olma hali değil midir?” diye sordu. İşte cevapı… Yazıya aşkın, aşırı gerçekçi bir tanımıyla başlayayım. Aşk, çok sayıda hormonun, aynı anda çok miktarda salgılanmasıyla oluşan bir ‘duygu durum bozukluğu’dur. Yani aslında kalple değil, beyinle ilgili bir olgudur. Aşk, üç aşamada şekillenir.

Aşkın içinde neler var neler 14

1. BÜYÜLEYİCİ AŞAMA

Bu dönem, aşkın ilk hissedildiği dönemdir. Üç kimyasal rol oynar.

FENİLETİLAMİN: Aşkın molekülü olarak da tanımlanır. İlk görüşte aşktan sorumlu kimyasaldır. Göz bebeklerinin büyümesi, karında kan çekilmesine bağlı kramp, dudaklarda ve cinsel organlarda kanlanmanın artması gibi etkilere neden olur. Aptal aşk gülücüklerinin ve bulutlar üzerinde yürüyor gibi hissetmemizin nedenidir. Karşımızdaki insanı çekici bulmamızın, sürekli heyecan içinde olmamızın ve bir tür ‘Pollyanna mutluluğu’ içinde olmamızın sebebidir.

DOPAMİN: Aşık olunan kişiye karşı ilgi ve dikkatin artmasına neden olur. Kişinin aşık olduğu insana odaklanmasını, ondan başka hiçbir şeyi önemsememesini sağlar. Hiperaktiflik, kısa süreli hafıza, uykusuzluk, iştahsızlık, muhakeme edememe, dopaminin etkilerindendir. Ayrıca kişiyi coşkulu, seksi, istekli, konuşkan yapar.

NORAPİNEFRİN: Kalp atış hızını artırır. Sevgiliyi görünce kalbimizin deli gibi çarpmasından sorumlu kimyasaldır.

2. SEVGİ VE BAĞLILIK AŞAMASI

ENDORFİN: Altı ayla üç yıl arasında, ilk aşamada salgılanan kimyasalların etkisi azalır ve ilişki sürüyorsa ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada endorfin rol oynar. İlişkiye sükunet, içtenlik, sıcaklık, güven, bağımlılık verir. Ne kadar çok sever ve sevilirsek endorfin salınımı o derece artar. İlk aşama kadar heyecan vermez ama ilişkiyi daha da sağlamlaştırır.

3. ŞEFKAT AŞAMASI

OKSİTOSİN: Sarılmanın ve kucaklaşmanın kimyasalıdır. ‘Güven hormonu’ olarak da isimlendirilir. Aşkta cinsel duyguların uyanmasında rol oynar. Aşıkların sesleri, bakışları, cinsel fanteziler, fiziksel temas, aşık olduğumuz kişiyi düşünme, koklama bu kimyasalın salınımını tetikler.

VAZOPRESSİN: Bağlılık yaratan ve bağlılığı artıran kimyasaldır. Tek eşliliğin nedenidir.

AŞIK KALMAK

Sonuç olarak aşkın oluşumunda ve gelişiminde kimyasalların rolü yadsınamaz. Ama süresi var. Bu kimyasallar sürekli salgılansaydı, ömrümüz sadece 25 yıl sürerdi. Aşkın kimyası bitiyor ama aşkın kendisi bitmiyor. Bir insana saniyenin beşte biri sürede aşık olabiliyoruz. Ve bu bizim kontrolümüzde değil. Kimyasalların salgılanması bittikten sonra aşık kalmak, aşkı sürdürmek ise bizim irademizle mümkün. Aşkın kimyasının bitmesi dünyanın sonu değildir. Aksine, aşık olduğunuz ama daha sonra sevdiğiniz o insanla bir ömrü paylaşmaktan daha güzel bir şey yoktur. Tabii ki güven ve sadakat da böyle bir ilişkinin olmazsa olmaz koşullarıdır.

Şöyle bir toparlarsak; aşık olmak saniyenin beşte biri, aşık kalmak bir ömür boyu. Hangisi daha zor? Tabii ki ikincisi. Yani siz çaba göstermezseniz, aşık kalmak için emek sarf etmezseniz ilişkinizin yürümesi de mümkün değildir. Sevgili Oya, aşkın ilk aşamalarında yaşadığımız rahatsızlık, kimyasalların etkisidir. Güzeldir ama geçicidir. Ancak daha sonra rahat aşamaya geçmemiz gerekir. Yok çünkü rahatsızlık sürdürülemez. Aşk, her ikisini de sever. Huzursuzluk da güzeldir, huzur da. Haftaya aşkı, edebi ve duygusal yönüyle ele alacağım. Yani romantik aşkı anlatacağım.



Kaynak

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Bu içerik hakkında sen ne düşünüyorsun?

98 Points
Upvote Downvote
4 ölü, 1 ağır yaralı 35

4 ölü, 1 ağır yaralı

Antwerp hangi ülkenin takımı? Royal Antwerp'i tanıyalım 36

Antwerp hangi ülkenin takımı? Royal Antwerp’i tanıyalım